18 Şubat 2017 Cumartesi

Kadına Şiddet... Tartıştığı 7 Aylık Hamile Eşini Boğarak Öldürdü

Edinilen bilgiye göre olay dün Yeşilmahalle Kayalı Sokakta meydana geldi. Meydana gelen olayda Suriye uyruklu Fatma El Muhammed (24) yakınları tarafından ikametinde ölü bulundu. Durumun haber verilmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri evde inceleme yaparken, İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri de ölen kadının eşi olan Ahmet H.’yi gözaltına aldı. İncelemelerin ardından kaldırıldığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bulunan Adli Tıp’ta yapılan otopside Fatma El Muhammed’in 7 aylık hamile olduğu ve boğularak öldürüldüğü belirlendi.

Fatma El Muhammed’in eşi Ahmet H. ise Cinayet Büro Amirliği’ndeki işlemlerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.

Kayseri'deki 3 Kulaklı Kuzu Görenleri Şaşırtıyor

Yahyalı'ya bağlı Yerköy Mahallesinde küçükbaş hayvancılık işletmesi bulunan Ali Yüksel’e ait koyunlardan biri 3 kulaklı bir erkek kuzu dünyaya getirdi. Yıllardır besicilik yapan Ali Yüksel, erkek kuzunun üç kulağı olduğunu fark ederek Yahyalı İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne başvuruda bulundu. İlçe Müdürlüğü Veteriner Hekimlerinden Abdullah Altınsoy da, kuzu üzerinde yapılan incelemenin ardından bu durumun bir tür damar gelişiminden kaynaklandığını ve bilimsel olarak polyotie yani üç kulaklılık şeklinde tanımlandığını belirtti. Kulağın gelişmemiş olduğunu ve işitme özelliğinin bulunmadığını ifade eden Altınsoy, bu durumun, kuzunun embriyonal döneminde şekillenmiş olabileceğini, gebelik dönemindeki bilinçsiz ilaç kullanımı ya da koçlarda kan yakınlığından dolayı da tetiklenmiş olabileceğini dile getirdi.

Çiftçi Ali Yüksel ise, böyle bir durumla ilk defa karşılaştığını belirterek, kuzuya üç kulak adını verdiğini, halkın kuzuyu çok sevdiğini ve başka mahallelerden de kuzuyu görmeye geldiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Evet Çıkarsa Partiye Dönerim

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, referandum çalışmalarını Başbakan Binali Yıldırım’la koordineli olarak götürdüklerini belirterek, “Hem Sayın Başbakan hem bizim ziyaretlerimizle, çift dikiş olsun istiyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar’ı kapsayan ziyaretlerinin dönüşünde, aralarında gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan’ın da bulunduğu gazetecilerin sorularını cevapladı.
Anayasa referandumuyla ilgili kaç vilayete gitmeyi düşünüyorsunuz?

Geçen hafta biliyorsunuz Aksaray, onun öncesinde Mersin ziyaretlerimiz olmuştu. Cuma günü Kahramanmaraş’ın ardından, Cumartesi günü Elazığ-Malatya, Pazar da Adıyaman-Gaziantep ziyaretlerimiz olacak. Ayrıca yurtdışı ziyaretlerimiz var. Kampanyayı esas itibarıyla Sayın Başbakanla koordineli götürüyoruz inşallah. Yani 30 büyük şehrin tamamına gitmeyi hedefliyoruz. Hem Sayın Başbakan hem bizim ziyaretlerimizle, çift dikiş olsun istiyoruz. İnşallah yurtdışı seyahatlerimiz de olacak. Almanya, Belçika, Hollanda, ayrıca belki İskandinav ülkelerinden bir tanesi olabilir.

Referandumdan ‘evet’ çıkarsa Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş için bir hazırlığınız olacak mı?
Referandum hayırlısıyla ‘Evet’le neticelendikten sonra, bizim partiye kayıt olma imkânımız doğacaktır. Buna mâni bir hal yok. Partiye üye olma süreci başlayabilir. Bu tabii 2019’a yönelik bir geçiş sürecidir. Ve tabii oradaki başlıkların kamuyla başlatılması noktasında bu süreç önem arz etmektedir.
Herhangi bir anket var mı elinizde? Tecrübenizle havayı nasıl kokluyorsunuz?

Bu tür şeyleri söylemek bizlerden daha çok anketçilerin hakkı olsa gerek. Bunu ben söylersem yanlış olur.

Hayır diyecekleri terör örgütleriyle FETÖ ile aynı kefeye koymak bir baskı oluşturur mu?
“Kimlerin ‘Hayır’ dediğine elbette bakmak durumundayız. ‘Hayır’ diyenlerin safında kimler var? Mesela dağ, ‘Hayır’ diyor. Onların desteğiyle parlamentoya girmiş olan HDP de ‘Hayır’ diyor. Peki, Cumhuriyet Halk Partisi bunlarla beraber hareket etmiyor mu? Dolayısıyla şimdi burada bunlarla beraber hareket ettiklerine göre ben burada şerre rızanın şer olduğuna inanıyorum. Benim için evet ve hayır demenin arasındaki fark bu kadar açık net ortadadır. Hayır demekte hayır yoktur. Bunu söyleme hakkımız da var.
Referandum sonrasında 2019’a kadar bir takım düzenlemeler mi bekliyoruz?

Tabii ki kanuni düzenlemeler olacaktır. Yasal düzenlemeler sayesinde nerede ne gibi tıkanıklıklar varsa bunları çok daha rahat giderme imkânımız olacaktır. Mevcut hükûmet gereken adımları atacaktır. Çünkü Türkiye’nin artık sıçramaya ihtiyacı var. Ben bu konuda son derece umutluyum. Çünkü biz güvenli bir limanız. Güvenli liman olduğumuz için de bu insanlar da gelip ülkemizde yatırımlar yapıyorlar.
Kur daha da düşecek

Hükûmet, ekonomiyi canlandırmak için teşvikler, paketler hazırladı. Bunları nasıl değerlendirdiniz?
Atılan adımlar arasında özellikle Varlık Fonu çok büyük önem arz ediyor. Ama bunu o malum kafalar hazmedemedi. O kadar cahiller ki, tutup bunun bir özelleştirme olduğunu iddia ediyorlar. Varlık fonu ayrıca ortaklığa da girebiliyor. İkili ortalık, üçüncü ülkelerle farklı ortaklıklar suretiyle, gücünüze varlık fonuyla bir güç katıyorsunuz. Çeşitli imtiyazlar elde ediyorsunuz. Varlık fonu bu. Ama bunu anlayamıyorlar. Nitekim ilanı yapılır yapılmaz dolarda düşüş başladı; şu an 3.64’ü görmüş vaziyette. Ben inanıyorum ki 3.50’nin de altına düşecek. Niye? Girdiler de olacak onun için. Türkiye’ye girdiler durmayacak, bunu göreceğiz. Niye? Dedim ya, Türkiye ekonomik açıdan halen güvenli bir liman. Girdiler geldikçe kur düşecek. Büyümede de inşallah öyle korkulacak bir durum olmayacak.
Malumunuz, KHK’larla akademideki ihraçlar çok tartışma konusu oldu...

İşlenilen suçlardan dolayı eğer siyasetçi bedel ödüyorsa; ne bileyim çeşitli bürokratlar, teknokratlar bedel ödüyorlarsa, profesör, doçent veya doktor olanlar bedel ödemeyecekler mi? Kusura bakmasınlar, ülkemin bölünmesine yol açacak işler içindeyseler; FETÖ, PKK gibi terör örgütleriyle iltisaklıysalar, elbette bir bedel ödemek durumundadırlar. Gerekirse açığa alınıyorlar. Bundan dolayı kimse de rahatsız olmasın.

Almanya’da DİTİB imamlarına adeta ajan muamelesi yapıyorlar. Değerlendirmeniz nedir?
Yanlış yapıyorlar. DİTİB, Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’yla ilintili bir kurumdur. Buranın imamlarına ajan muamelesi yapılmasının son derece tehlikeli ve kaygı verici olduğunu Merkel’e söyledim. ‘FETÖ isimlerini bize bildidikleri iddiasıyla kendilerine böyle bir muamele yapılıyormuş; kaldı ki bize o tür bir şey falan da bildirilmiş değil’ dedim. Biraz bunaldı o noktada. ‘Yanlış yoldasınız’ dedim. Konuyu araştıracaklarını söyledi. Almanya’ya gidince yeni Cumhurbaşkanı Sayın Steinmeier’le de bu meseleyi yüz yüze görüşeceğim.
Menbiç ve Rakka’da da bunu başarabiliriz
 

Güvenli bölgeler konusunda yeni ABD yönetiminden yeni bir yaklaşım bekliyor musunuz?
Güvenli bölge, biliyorsunuz, Sayın Trump’ın da kullandığı bir ifade. Ben bu düşünceyi, Sayın Obama döneminde dile getirmiştim. O günden itibaren de bu meselenin takipçisi oldum. Orada bir de milli güvenliği sağlamak için bir orduya ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılanması için de biz uzun zamandır eğit-donat yapıyoruz. Özgür Suriye Ordusu bizim eğit-donat çalışmalarımızın eseridir. Özgür Suriye Ordusu, terörden arındırılan bölgelerde güvenliğin sağlanması açısından da çok önemli. Mesela Cerablus’ta şu an onlar var. Rai, Dabık, şimdi de El-Bab’a onlar yerleşecek. Menbiç’te de
Özgür Suriye Ordusu olmalı.

Bunu Sayın Trump’a da ifade ettim. PYD’yi, YPG’yi devreden çıkarmaları gerektiğini söyledim. ‘Rakka’nın DEAŞ’tan temizlenmesi işini bunlarla yapacaksanız, biz orada yer almayız. Sizin ne PYD’ye ihtiyacınız var, ne YPG’ye. Bu işi koalisyon güçleriyle beraber, pekâlâ hep birlikte yapabiliriz’ dedim. PYD-YPG’yle yapılacak bir çalışmanın Suriye’de bölünmeyi getireceğini belirttim. O da tüm bu dediklerimizi değerlendireceklerini söyledi.

Fırat Kalkanı Operasyonu’nda şehitlerimiz olmakla birlikte, 3 binin üzerinde DEAŞ’lı bertaraf edildi. DEAŞ, El-Bab’da çökme noktasına geldi. Kenti boşaltma noktasına gelmiş durumdalar. Menbiç’te de, Rakka’da da bu pekâlâ başarılabilir. Bu gerçekleştiğinde hava da farklı olacaktır. O bölgede, en az 4-5 bin kilometrekarelik bir alanda güvenli bölge oluşturulması lazım. Bunu Sayın Obama ile çok konuştuk. Ama PYD ve YPG ile çalışma ısrarından vazgeçmediği için bu adım atılamadı. Temenni ederim ki şimdi atarız.

Güvenli bölge, Fırat Kalkanı gibi konularda Rusya’nın bir itirazı var mı?
Yok. Rusya sadece El-Bab’ın daha güneyine ve batıya girmememizin iyi olacağını söylüyor.

Şok !!! O İsim Survivor'dan Diskalifiye Edildi

Survivor 2017'nin herkes tarafından Kıbrıs finaline gidecek isimlerden biri olarak gördüğü ismin Survivor 2017'den ayrılacağını Acun Ilıcalı açıkladı. Survivor 2017 yeni bölüm tanıtımında yer alan bölümlere göre Survivor 2017'nin iddialı isimlerinden biri adadan ve arkadaşlarından ayrılıyor. Hangi yarışmacının hangi nedenle ayrılacağının bilinmediği Survivor 2017'de herşey bu akşam gerçekleştirilecek olan konseyle birlikte belli olacaktı.
Survivor 2017'de acil durum konseyi! Acun Ilıcalı kritik kararı açıkladı...

Eser West'in açlığa dayanamadı sebebiyle yarışmaya veda ettiği acil durum konseyinde açıkladı...

17 Şubat 2017 Cuma

Ataşehir'de Kız Öğrenci Yurdunda Şok İddia

Ataşehir'de bir kız öğrenci yurdunda yaşayan 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Banu Kuru, iddiaya göre aynı odada kaldığı arkadaşlarıyla tartıştı. Tartışmanın ardından geçtiğimiz salı günü sabah saatlerinde Banu Kuru kaldığı odanın penceresinden düştü. 4'üncü kattan aşağıya düşen Kuru ağır yaralandı. Genç kızın düştüğünü gören öğrenciler ve yurt görevlileri Kuru'yu yurdun yanında bulunan hastaneye kaldırdı. Durumunun ağır olduğu öğrenilen genç kız, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Servisinde tedavi altına alındı. Üniversite öğrencisi Kuru'nun tedavisi devam ederken, genç kızın düşmediği, kendini pencereden aşağı attığı iddia edildi. Bir başka iddiaya göre ise genç kızı aralarında husumet bulunan oda arkadaşları tartışmanın ardından pencereden aşağıya attı.

Olayı öğrenen Banu Kuru'nun yakınları ise memleketleri Ordu'dan İstanbul'a geldi. Kuru'nun yakınlarının odada bulunan kızlardan şikayetçi olduğu öğrenildi. Hastanede açıklama yapan genç kızın ağabeyi ve aynı yurtta kaldığı kuzeni, Banu Kuru'nun intihara meyilli olmadığını, neşeli bir genç olduğunu ve talihsiz olay yaşanmadan bir gün öncesinde oldukça mutlu olduğunu söylediler. Banu Kuru'nun ağabeyi Umur Kuru hastane önünde yaptığı açıklamada, "Bundan 3 gün önce kız kardeşim kaldığı kız öğrenci yurdunun 4. katından düştü. Ondan öncesinde olay akşamında büyük ağabeyimle telefonda görüşüyor. Odadaki kız arkadaşıyla tartışma içinde olduğunu söylüyor. Tekrarında ağabeyim olaya müdahale etmek için yurdu arıyor. Güvenlik çıkıyor telefona. Daha sonra ağabeyim nöbetçi memurla konuşmak istiyor ama konuyla ilgilenmiyorlar. O akşam olay yatışıyor. Daha sonra yurt müdürü geldiğinde tutanak tutuyor ve kardeşim bu konuyla alakalı suçlu duruma düşüyor. 1 saat sonrasında da bu olay gerçekleşiyor. Olayda oda arkadaşıyla tartışırken diğeri de kapıyı kilitliyor. 1 saat sonra da yoğun bakıma kaldırıldığını öğreniyoruz" diye konuştu.

"Konuşmalarında hiç intihara meyilli cevaplar yoktu"

Genç kızın kuzeni Damla Kuru ise, "13 Şubat Pazartesi akşamı saat 08.30- 09.00 sıralarında Banu yanıma geldi ve oda arkadaşıyla bir taratışma yaşadığını söyledi. Böyle büyütülecek bir mesele değil dedi. Odada biraz sohbet ettik. "Ben memura anlatacağım Damla ne olur ne olmaz" diye dedi. Ben de "Yanında geleyim mi?" dedim, "Gerek yok senin gelmene" dedi. Banu'nun odasındaki kız yastığının altında bir avuç takı bulduğunu söyledi. Hırsızlık iddiası yani. Biz gayet normal bir şekilde saat 13.30-14.00'e kadar konuştuk eğlendik. Konuşmalarında hiç intihara meyilli cevaplar yoktu. Gayet mutluydu. Onların iddialarını hiç bilmiyorum. Banu'nun bu kızın daha önce eşyalarını kullandığını biliyorum. O kız da Banu'nun eşyalarını kullanıyordu. Ertesi sabah ben Banu'yu aradığımda telefona bakmadı. Daha sonra aradığımda telefonuna ulaşılamıyordu. Zaten burada bir kalabalık vardı. Ben direkt odasına çıktım. Orada olayda ismi geçen kıza ne olduğunu sordum. Bana Banu'nun kendini camdan aşağı attığını söyledi" şeklinde konuştu.

"Olay bana intiharmış gibi gelmedi"

Damla Kuru sözlerine şöyle devam etti:

"Tek temennimiz Banu iyileşir ve bize neler yaşandığını anlatır. Biz o gün için gezmeyi planlamıştık. O da çok iyi olur demişti. Ben sabah uyandığımda onu aradım telefonunu açmadı. Belki uyuyordur diye kahvaltı yaptıktan sonra tekrar aradım yine açmadı. En son aradığımda da ulaşamayınca odasına çıktım zaten. Banu neşeli, hayatı seven, yaşamının kıymetini bilen bir insandı. İntihara meyilli olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Olay bana intiharmış gibi gelmedi zaten."

En Çok Okunanlar