9 Şubat 2017 Perşembe

Robin Van Persie Hakkında Suç Duyurusu

Beşiktaş Kongre üyesi, avukat Ömeralp Pulatoğlu, Fenerbahçeli Robin Van Persie hakkında, maçta elini şortuna sokması ve dilini çıkarması nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulundu. Avukat Pulatoğlu, Persie'nin "kişilerin huzur ve sükununu bozma, hakaret, suç işlemeye alenen tahrik, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçlarından cezalandırılmasını istedi.

İstanbul Barosu avukatlarından Beşiktaş Kongre üyesi Ömeralp Pulatoğlu, Pazar günü Vodafone Arena Stadı'na oynanan Beşiktaş- Fenerbahçe maçında toplum değerlerini aşağıladığı iddiasıyla ünlü futbolcu Robin Van Persie hakkında suç duyurusunda bulundu.

Persie'nin söz konusu maçta taraftara dilini çıkardığını ve elini şortunun içine sokarak toplumun birçok kesiminden tepki aldığını belirten avukat Pulatoğlu, suç duyurusunda dilekçesinde, "Şüphelinin hareketleri sonucunda büyüyen olaylar, stadyum içinde yaralamalara kadar varan olaylara sebebiyet vermiştir" ifadelerini kullandı.

Pazar günü statta yaşanan olayların bugün bile tartışılmakta olduğunu dile getiren avukat Pulatoğlu dilekçesinin devamında, "Sayın Başsavcılığınızca da malum olan olaylara sebebiyet veren ve bizzat kendisi dile çıkarmak ve elini şortunun içine sokarak toplumun belli bir kesimine karşı yapmış olduğu hareket sebebiyle, şüpheli hakkında kamu davası açılmasını talep etmekteyiz" ifadelerine yer verdi.

Dilekçede Persie'nin, "Kişilerin huzur ve sükununu bozma, hakaret, suç işlemeye alenen tahrik, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçlarından cezalandırılmasını istendi.

İzgören: "Türkiye’nin Sorunu İşsizlik Değil, Bilgisizlik"

İletişim Uzmanı, Yazar Ahmet Şerif İzgören, "Türkiye'de her sektörde işinizi biraz iyi yaptığınızda sizi parmakla gösterirler. Türkiye'de tutku ile yapacağınız işi bulduğunuzda hiçbir şeyden korkmayın. İşinizi ciddiye alın" dedi.

İzgören, Çukurova Genç İşadamları Derneği'nin (Çukurova GİAD) gençlere yönelik son projesi olan Çukurova GİAD Akademi'ye (Management & Business Academy-MBA) katılan gençlerle buluştu.

Çukurova GİAD MBA öğrencilerinin yanı sıra, sınırlı sayıda dernek üyesine de açılan dersin konusu, "İş Yaşamında 100 Kanguru" oldu.

Dersten günler önce, MBA öğrencilerine, İzgören'in "İş Yaşamında 100 Kanguru" kitabı dağıtıldı. İzgören'in iş hayatıyla ilgili olmakla birlikte, hayata atılmaya hazırlanan öğrencilere, kendilerini geliştirerek olaylara farklı gözle bakmayı isteyenlere yönelik kaleme aldığı kitabı okumuş olarak derse gelen öğrencilerle soru-cevap ve sohbet şeklinde ders gerçekleştirildi.

Hayattan gerçek hikayelerle anlatımlarda bulunan İzgören, iş hayatında en önemli şeyin bilgi ve dürüstlük olduğunu kaydederek, "Türkiye'de önüm tıkalı", "Kimse iş vermiyor", "İşsizlik çok, iş yok" şeklindeki yakınmaların doğru olmadığına dikkat çekti. "Kimseye tan etme ey dost, ey irfanım. Söz gelir divaneden nice divane sığmaz" sözüyle bilgiye dikkat çeken İzgören, "Yani, kimseye anlatma bilgi sahibiyim diye, delinin biri bir laf eder nice kitaba sığmaz. Bir iş yapmak mı istiyorsunuz, önce öğrenin, bilgi sahibi olun. Bu ülkede her şeyden şikayet edebilirsiniz. Gelir dağılımı eşitsizliği, cinsiyet eşitsizliği, güven endeksi gibi eleştireceğimiz çok şey olabilir. Ama "Türkiye'de benim önüm tıkalı" diyemezsiniz. Türkiye ile ilgili söyleyeceğimiz son şey bu. Türkiye'de her sektörde işinizi biraz iyi yaptığınızda sizi parmakla gösterirler. Türkiye'de tutku ile yapacağınız işi bulduğunuzda hiçbir şeyden korkmayın. İşinizi ciddiye alın, kendinizi ciddiye almayın. Siz işinizi ciddiye aldığınızda herkes zaten sizi ciddiye alır" dedi.

"Öyle bir iş yapın ki kimse sizi tutamasın, durmak zor olsun"

Öğrencilerin sorularını dinleyen ve kavramlarla ilgili hikayeler anlatan, iş hayatının kahramanları ve davranışlarıyla ilgili ipuçları veren İzgören, şunları söyledi:

"Sadece yöneticilik vasfındaki insanlar var olan bir yapıyı sürdürürken, liderler peşlerinden sürükledikleri gruplar yaratabilirler. Sistem lideri ise sistem liderliği modeli çerçevesinde kendisinden sonra da yaşayan devamlı gelişim ve değişim anlayışında sistem oluşturur. En önde yürüme cesaretiniz yoksa lider olamazsınız. Kendi doğrularınız yoksa başkalarının doğrularının peşinden gidersiniz. Gideceği yeri bilmeyen yelkenliye hiçbir rüzgar fayda etmez. Gelecekte farklı alanlarda iş yapacaksınız. Ne iş olursa olsun, öyle bir iş yapın ki kimse sizi tutamasın, durmak zor olsun. Tutku ile yapacağınız işi yapın. Hepiniz okudunuz, teoriyi aldınız, bunları iş hayatında pratiğe dönüştüreceksiniz. Teori ve pratiği bir araya getirebilmeniz acayip. Türkiye bunu yapmıyor, bunu bu kadar ayrı tutan bir ülke yok. Üniversite hocaları teorinin içine batmış durumda, pratikten gram alakaları yok. Diğer tarafta pratiğin içinde adamlar teoriden gram alakaları yok. İkisini bir araya getirebilen adamlar çatır çatır yürüyor. Bir yanda kaos, bir yanda düzeni varsayan Berger teorisine göre, her iki yanda da yaratıcılık yok. Yaratıcılık orta çizgide. Kaosa biraz düzen katabilirseniz veya düzene biraz kaos yaratıp, düzenin dışına çıkabiliyorsanız o çizgiyi yakalayabiliyorsunuz."

Çukurova GİAD Başkanı Ömer Faruk Sakarya, MBA'ya katkısı nedeniyle Ahmet Şerif İzgören'e teşekkür etti. Günün anısına İzgören'e şilt verildi.

Erdoğan Trump Görüşmesindeki 6 Mesaj

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile kasım ayından sonra dün ilk resmi görüşmesini gerçekleştirdi. Yaklaşık 45 dakika görüşen iki lider, siyasi ilişkilerden Suriye'deki gelişmelere, terörle mücadeleden ekonomiye kadar kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

Samimi ve olumlu bir atmosferde gerçekleştiği belirtilen görüşmeden, 6 önemli mesaj çıktı. Özellikle Trump'ın “stratejik ortaklık ve müttefiklik” vurgusu ve yakın işbirliği ön plana çıktı.

Erdoğan da, 15 Temmuz darbe girişimine değinerek ABD'nin yeni dönemde FETÖ ile mücadelede Türkiye'nin yanında olmasını beklediğini söyledi.

İki lider arasında gerçekleşen görüşmeyi Cumhurbaşkanlığı kaynakları, Ankara-Washington ilişkilerinin yeniden güçlendirilmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendirdi.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre altı çizilen noktalar özetle şöyle:

1- Siyasi ilişkiler

Erdoğan'ın “başkanlık görevinde başarı dilediği” Trump'ın, Türkiye için “stratejik ortak ve müttefiklik” vurgusu, görüşmenin en önce çıkan unsuru oldu. Kaynaklar, verilen mesajların önemli ve anlamlı olmasına karşın, bunun sözde kalmayarak uygulamaya yansıtılmasının önemine işaret ettiler.

2- Teröre karşı ortaklık

Görüşmede, iki liderin, “terörizmin her türüne karşı birlikte mücadeleye devam etme konusundaki kararlılıklarını teyid ettiği” vurgulandı. Erdoğan'ın, PKK ile mücadeleye ilişkin Türkiye'nin beklentilerini aktardığı, “ABD'nin PKK'nın uzantısı PYD'ye destek vermemesi gerektiğini” söylediği öğrenildi. Ankara, uzun süredir ABD'nin özellikle bu örgüte silah ve zırhlı araç desteği sağlamasından rahatsız. Tüm hassasiyetler birinci ağızdan Trump'a da iletilmiş oldu.

3- FETÖ ile mücadele

15 Temmuz darbe girişiminin de gündeme geldiği görüşmede, Erdoğan'ın, “ABD'nin yeni dönemde FETÖ ile mücadelede Türkiye'nin yanında olmasını bekliyoruz” dediği öğrenildi.

4- El Bab'ta birliktelik

Erdoğan'ın, görüşmede, terörden arındırılmış güvenli bölgenin önemine işaret ederek, bu konudaki beklentiyi aktardığı da öğrenildi. Her iki lider tarafından, bunun hem Suriye'nin geleceği hem mülteci krizinin aşılması bakımından önem taşıdığının altı çizildi. Erdoğan'ın, Fırat Kalkanı Harekatı'nın önemine de işaret ettiği ve başta ABD olmak üzere uluslararası koalisyondan beklentileri Trump'a aktardığı kaydedildi. İki liderin, El Bab ve Rakka'da birlikte hareket edilmesi konusunda mutabık kaldığının altı çizildi. Trump'ın, DEAŞ'a karşı mücadelede Türkiye'nin katkılarını memnuniyetle karşıladıklarını vurguladığı belirtildi.

5- İktisadi işbirliği

Trump-Erdoğan görüşmesinde, siyasi ilişkilerin yanı sıra iktisadi ilişkiler de ele alındı. İki liderin görüşmesinde, iktisadi ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde görüşün ifade edildiği bildirildi.

6- Ziyaret trafiği

İki liderin, en kısa zamanda görüşmek konusunda mutabık kaldığı görüşme kapsamında “jet” ziyaret trafiği işletilecek. İlk ziyaret ise CIA Direktörü Mike Pompeo'nun bugün Ankara'ya gelişi olacak.


Kaynak: Yeni Şafak

CHP'den KHK Tepkisi

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Toplantının gündemini ise CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, düzenlediği basın toplantısıyla paylaştı.
Zor günlerin üst üste geldiğini söyleyen Böke, “Dün bir sinsi gece yarısı kararnamesiyle Türkiye’nin pek çok değerli akademisyeni kıyıma uğradı. Ben bugün sadece bu konuyla ilgili konuşacağım. Bir ülkenin üniversitesi eğer yok ediliyorsa bir ülkenin en değerli bilim insanları üzerinden silindir gibi geçiliyorsa o ülkenin geçmişi de geleceği de yok edilmeye çalışılıyor demektir. Dün itibariyle Mektebi Mülkiye Cumhuriyetin kadrolarını yetiştirmiş olan bir soylu kurum, bir gelenek yok edildi. Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi, bu fakültenin tiyatro bölümü artık fiilen yok. Özgür basının temsilcilerini yetiştiriyor olan İletişim Fakültesi dağıtıldı. Bunların yanında nice fakülte onlarca bilim insanı Türkiye akademisinden bir kararnameyle kopartıldı. Sözün özü dün itibariyle Türkiye’de üniversite yok edildi. Dersini alabilmek için sıraya girmeleri gereken hocaları cahil cesaretiyle öğrencilerinden kopardılar. Üniversitesini korumayan, hocalarını, bilim insanlarını otoriter iktidarın önüne atan, o karanlıkla işbirliği yapan rektörler de bu iktidarla beraber o karanlık tarihe yazıldılar ve bilsinler ki o karanlık tarihe de hep beraber gömülecekler. Onlar da asla unutulmayacaklar” diye konuştu.


"Onların sesi özgürce çıkana kadar biz onların sesi olmayı kendimize görev biliyoruz”

Bunun ilk kez yaşanmadığını kaydeden Böke, “Her darbe önce üniversiteyi susturur. Çünkü darbeciler en çok bilimden korkar, en çok bilgiden, en çok aydınlıktan, en çok özgürlükten korkar. Bugün üniversiteden atmaya kalktığınız bilim insanları da mutlaka ayakta kalacak. Dünya onlara hak ettikleri saygıyı duymaya mutlaka devam edecek. Bugünün darbecileri de aynı 12 Eylül darbecileri gibi utanç içerisinde silinip gidecekler. Kimse onları anmayacak. Hocalarımız bilim insanlarımızda bu baskı döneminde düşüncelerinden, özgürlüğü savunma heyecanlarından yazdıklarından, ilkelerinden dolayı ödüyor oldukları bu bedeli onur sayıyorlar. Onların öğrencilerine ve Türkiye kamuoyuna mesajları var. Onların kısılmaya çalışılan sesi olacağım. Onların cümlelerini sizinle paylaşacağım. Onların sesi özgürce çıkana kadar biz onların sesi olmayı kendimize görev biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Uzgel, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Prof. Dr. Ahmet Özdemir Aktan, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Prof.Dr. Beliz Güçbilmez, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Doç. Dr. Murat Sevinç, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Yard. Doç. Dr. Murat Aytaç, Marmara Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Yüksel Taşkın’ın isimlerini sayan Böke, “Çok değerli bilim yoldaşlarım gönlüm istedi ki hepinize tek tek ulaşayım. Ancak şunu bilmenizi isterim biz de boyun eğmeyeceğiz. Biz sizin sesiniz olmaya devam edeceğiz. Siz sesinizi özgürce çıkartabildiğiniz bir Türkiye’ye erişene kadar” açıklamasında bulundu.

“Bu zihniyetin bir derdi var. Bu zihniyet aydınlığa, özgürlüğe karşı"

Almanya’da Hitler döneminde baskıdan kaçan bilim insanlarının genç Cumhuriyetin demokratik şemsiyesinin altına ve Ankara Üniversitesine, İstanbul Üniversitesine sığındığını aktaran Böke, şunları kaydetti:

“Şimdi aynı bilim kıyımını, aynı ayrımcılığı, aynı vicdansızlığı, aynı akılsız ve kin dolu yaklaşımı Türkiye’de akademik kıyımda yaşıyoruz biz. Karanlıkta gece yarılarında, sinsice köşede bekleyen, korktuğu için bunu doğrudan yapamayan bir sinsilikle Türkiye KHK’larla bir kıyım dayatılıyor. Bir zamanlar ülkelerinden kaçmak zorunda kalanlara ev sahipliği yapan bir ülke şimdi kendi bilim insanlarını bu ülkede yok etmeye çalışıyor. Hatta o dönemin daha da korkuncu yaşatılıyor, dayatılıyor. İstifa etmiş olan akademisyenler istifa ettikleri görevlerinden ihraç ediyorlar. Neden ihraç ediliyorlar çünkü bir hınç duyuluyor, çünkü aydınlığa özgürlüğe karşı bir mücadele veriliyor. Çünkü onlar hak ettikleri emeklilikten, yurtdışına çıkabilme özgürlüğünden, pasaportlarından mahrum bırakılmak isteniyor. Bu zihniyetin bir derdi var. Bu zihniyet aydınlığa, özgürlüğe karşı. Yaşamasınlar, yok olsunlar istiyor.”

“Hocalar mutlaka geri dönecek"

“Siz Türkiye’yi karanlığa hapsetmeye ne kadar inat ettiyseniz biz de Türkiye’yi hak ettiği aydınlığa hep beraber çıkartmaya o kadar kararlıyız” diyen Böke, “Size ve sizin kokmuş karanlığınıza asla teslim olmayacağız. Bilime, bilim insanlarına, bu ülkenin geleceğine biz kalabalıklar mutlaka sahip çıkacağız. Yeni özgürlük aydınlık bir geleceği bütün hayatını karartmaya kalktığınız bu değerli insanlarla ve onların yetiştirmiş olduğu milyonlarla beraber biz mutlaka kuracağız. Hocalar mutlaka geri dönecek. Bu topraklarda yine aydınlık günlerde bilim ve o bilimin yarattığı özgürlük mutlaka kazanacak. Bende şimdi değerli yol arkadaşlarımla beraber buradan çıkıp Mülkiye'ye gideceğim ve o tarihe sıkı sıkı sarılacağım” şeklinde konuştu.

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Böke, bir gazetecinin Başbakan ve Bakanların açıklamaları ile bu son KHK'nın bir bağlantısının olup olmadığıyla ilgili soruya, “Sadece bir kişinin ismini söyleyeyim. Yargıyı da size bırakayım. İbrahim Kabaoğlu, Profesör dünyaca tanınıyor, anayasa hukuku çalışıyor. Bu süreç içerisinde getirilmiş olan Anayasa Değişikliği Teklifi'nin Türkiye'ye nasıl zararlar vereceğini, Türkiye'nin hayrı için ‘hayır’ denmesi gerektiğini bilimsel verilerle ve bilgisiyle hepimizle paylaşıyordu. Bir kez daha anlatacak hikayesi olmayanlar, korkutarak kendileri ortamı terörize ederek, demokratik hakkını kullanarak fikrini söyleyenlere ne söylediğinden bağımsız olarak bir terörist lakabı takarak, bu ülkede demokrasiyi yok etmek istiyorlar. Anlatacak hikayeleri yok. Oysa biliyoruz ki Profesör Kabaoğlu’nun, Profesör Sevinç’in, sayamadığım yüzlerce akademisyenin yazacağı aydınlık bir Türkiye hikayesi var ve bu biz o hikaye yazılana kadar bu mücadeleyi onlarla vermeye devam edeceğiz” yanıtını verdi.

İsrail'den Hamas'a Takas Teklifi

İsrail, Gazze’deki Hamas hareketinin silahlı kanadı İzzeddin El-Kassam Tugayı'nın rehin aldığı 4 İsrail askeri için takas istedi.
İzzeddin El-Kassam Tugayı, bugün açıklama yaparak, İsrail’in ellerindeki İsrail askerleri için takas talebinde bulunduğunu duyurdu. İzzeddin El-Kassam Tugayı, İsrail’in taleplerini karşılamadığını kaydetti.
El-Kassam Tugayı Sözcüsü Ebu Übeyde, 20 Temmuz 2014 yılında 4 askerin rehin alındığını duyurmuştu. İsrail hükümeti ise, Gazze Şeridi’nde 2 askerin hayatını kaybettiğini bildirmişti.

En Çok Okunanlar